Kırk

Bir anlamda maviliğin koyulaştığını söyleyebilirim. Bir anlamda derinleştiğini; bir anlamda ıssızlaştığını; yalnızlaştığını. Ve bir diğer anlamda kabullenildiğini ve kabule istinaden huzura erildiğini, hatta hemen ardından umuda sürüklenildiğini... Drogo'nun Tatar Çölü'ne bakıp hayatının geri kalanını anlamlandırmaya çalışması gibi garip bir kırgınlık var içimde geçen zamana karşı. Daha önce bugünü yaşayanların görüp anladığı biçimiyle - her ne... Continue Reading →

Reklamlar

Artık denize dönmek ister yüzüm…

Alınacak ders yok bu yıldan; öğrenilecek hayat tecrübeleri; verilecek kararlar yok. Hayat bu işte ! Sana sormadan başlar ve sormadan biter. Arada aldığın nefes; içtiğin şarap; anladığın yüzler; tutabildiğin eller yanına kar kalır. İnişler hızlı, düşüşler kanamalı, toparlanması sancılıdır. Ama dedikleri gibi hep bir ışık vardır; gel gör ki o ışık yalnızca umut etmekle sınırlıdır. Hayat bu işte! Güzel bir Frank Sinatra... Continue Reading →

Havaalanında Bir Hafta – Hayat Okulu

“Havaalanları temel yalnızlık ve yabancılığımızı bize yansıtıyor. Evlerimizde ‘evde’ hissediyoruz ancak havaalanı bize avare, başıboş yaratıklar ve en iyi halde ise dünyada hacılar olduğumuzu gösteriyor. Bir yerde olma fikrine alışmak için bile gereken bir zaman var. “ Gitmek gerek buralardan… Ama nereye? Madrid’e “tapa’s” ziyaretine; Kudüs’e ibadet etmeye; Roma’da “Çeşme” başına; Brugge’e çikolata yemeye… Çok... Continue Reading →

Rasyonel insanın romantik aşkta yeri nedir?

Aşk kendini bir başkası için feda etmek anlamına gelmez. Aşk, kendi ihtiyaç ve değerlerinizin en kapsamlı şekilde dışa vurulmasıdır. Aşık olduğunuz insana kendi mutluluğunuz için ihtiyaç duyarsınız ve bu ona bahşedebileceğiniz en büyük iltifat ve onurdur. Romantik aşkı tam manasıyla yaşamaya muktedir olabilecek tek insan, bütün ihtirası işi olan adamdır. Çünkü aşk, bir erkeğin veya... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑